Medeniyet
9.1.2007 · Kategori: mostar
İstanbul, tarihin her döneminde büyüleyici bir şehir olmuştur. Bu kenti gezmeye gelen seyyahlar, kaleme aldıkları eserlerinde; İstanbul’la ilgili ilginç efsaneler anlatmışlar. Bu efsaneler kulaktan kulağa yayıldıkça yeni eklemelerle daha ilginç, içine biraz da hurafelerin katılmasıyla efsunlu bir şehir şekline dönüşüvermiştir. Kimileri bu şehrin bir taşını Acem mülküne değiştirmezken kimileri de dünyayı bir devlet haline getirdikten sonra başkent olarak İstanbul’u seçecektir. İstanbul’a biçilen değerler bir tarafa, Hz. Muhammed’in bu şehir için söylediği övgü dolu sözler, Müslümanların ilgisini ve fethetme arzusunu artırmıştır. Bu sebepten olsa gerek, İslam’ın ilk yıllarından başlayan akınlar giderek artış göstermiştir.
Müslümanların İstanbul’a ilk yerleşimleri, sekizinci yüzyılın ilk çeyreğine tekabül eder. 717 yılında İstanbul’u kuşatan Mesleme bin Abdülmelik; hava koşulları, açlık ve hastalık gibi sebeplerden dolayı fethi gerçekleştiremedi. Bazı kaynaklara göre bu kuşatma sırasında Bizans İmparatoru III. Leon, komutan Mesleme’nin isteği ile Müslüman esirlerin ibadeti için bir konağı mescide çevirmiş, kuşatmanın kaldırılmasından sonra da Mesleme’ye kenti gezdirmiştir. İstanbul’a ilk yerleşen Müslümanlar ve ibadethane, bu şekilde Hz. Muhammed’den seksen yıl sonra sağlandı.
Türklerin İstanbul’a gelip yerleşmeleri ise fetihten yaklaşık yarım asır önce gerçekleşti. Ekrem Hakkı Ayverdi’nin anlattığı menkıbeye göre; II. Mehmet (Fatih) İstanbul’u kuşattığında şehirde Türkler yaşıyordu. İstanbul’un kuşatması gerçekleşmiş ama şehir bir türlü düşürülememişti (1453). Şahi'ler surları dövmekte, gedikler açılmakta fakat Bizans bütün gücüyle direnmekte, surlar bütün ihtişamıyla Yeniçerilerin karşısında durmaktaydı. Fethin gecikmesi ve surların bir türlü geçilemeyişi II. Mehmet’i sabırsızlandırmış ve bu konuyu hocası Akşemseddin'e açmıştı. Sonradan Ebu Eyyup el Ensari hazretlerinin kabrini de keşfedecek derecede feraset sahibi olan bu zat, manevi âlemde şehrin düşmesine birinin duasının engel olduğunu görmüş ve el açarak bu kişinin bertaraf olması, İslamın selameti ve şehrin fethedilmesi için dua etmeye başlamıştı. Nihayet Bizans tarafından yükselen ve şehrin düşmesine mani olan manevi destek kalktıktan sonra İstanbul feth olunmuştu.
Rivayete göre Bizans'ın selameti için dua eden ve fethin gecikmesine sebep olan kişi "Allah'ım gâvurcuklarımı koru, onları ben Müslüman edeceğim!" diyerek dua eden ve Akşemseddin'in karşı duası ile fetih sabahı ruhunu teslim eden gönül eri Cibali Baba'dır. Cibali Baba, İslamı anlatmak için sur içine birkaç kişiyle gelip yerleşen dervişlerden birisidir. Halil İnalcık Hocanın verdiği bilgiye göre; Akşemsettin, Fatih’e fethin gerçekleşebileceğine dair müjde maksatlı mektup yazdığından bahseder. Şehir, ancak mektubun alındığı günün ertesinde yapılan şiddetli taarruz sonunda fethedilmiştir.
Türklerin bu şehre karşı düzenledikleri ilk ciddi kuşatma; Fatih’in büyük dedesi olan ve Yıldırım unvanıyla anılan I. Beyazıt tarafından gerçekleştirildi. Bu kuşatmalardan sonra sırasıyla Çelebi Mehmet, II. Murat ve Fatih şehri kuşattı. Her kuşatmadan sonra Bizans surlarında bir gedik açma taktiği güden Osmanlı Sultanları, ilk defa Yıldırım Beyazıt döneminde, şehirde Türk Mahallesi kurulması yoluna gitti.
Hoca Sadettin’in, Tacüt-Tevarih adlı eserine göre: Yıldırım Beyazıt Anadolu seferi ile meşgul olduğu sırada, Bizanslılar bu durumdan istifade ederek şehirle ilgili bazı savunma tedbirleri almaya başladı. İmparator 5. Juannis, İstanbul surlarının ve kulelerinin bazı yerlerini tamir ettirdi. Bu tamirata sinirlenen Beyazıt, çok sert tepki göstererek, tamirat yapılan bölgelerin derhal yıktırılmasını istedi. İmparator 5. Juannis, beklemediği bu sert tepki üzerine tamir ettirdiği yerleri yıktırmak zorunda kaldı. Ancak İmparator 5. Juannis, surların yıkılmasından kısa bir süre sonra ölünce, Osmanlıların Anadolu seferlerine katılan oğlu Manuel, gece yarısı gizlice Bursa’dan kaçıp İstanbul’a geldi ve II. Manuel olarak babasının yerine Bizans tahtına geçip imparatorluğunu ilan etti.
İmparator II. Manuel tahta geçince, Beyazıt’ın vergi artırımı ve İstanbul’da bir Türk Mahallesi kurulmasına dair teklifiyle karşılaştı. Manuel, daha önce şahit olmadığı böyle bir teklif alınca kabul etmekte zorlandı. İsteklerin kabul edilmemesi, Osmanlıların Rumeli’de İstanbul surlarına kadar olan Bizans köylerini muhasara etmesine neden oldu (1391). Bu muhasara sonunda Manuel, İstanbul’da birkaç yüz ev ile camii ve mahkemesi olan Türk mahallesinin kurulmasına ve Haliç’in kuzey tarafında bir Türk garnizonunun bulunmasına ‘evet’ demek zorunda kaldı. Ayrıca, Osmanlı’ya her sene vermekte olduğu vergiyi arttırdı.
Yıldırım Beyazıt’ın, Niğbolu seferine çıkması, Bizans İmparatoruna rahat bir nefes aldırdı. Bu seferi fırsat bilerek şehrin içine ileri karakol görevi üslenecek olan Türk Mahallesi ve garnizonunun kurulmasını yerine getirmedi. Türk Sultanının Niğbolu’da birleşik Haçlı ordusunu yenip Macaristan sınırlarına kadar ilerlemesi Bizans’ta yeni bir tedirginliğin başlamasına neden oldu. Gün gibi aşikârdı ki kurulmasında öncü rolü oynadığı birleşik Haçlı ordusundan sonra sıra surlar içinde sıkışıp kalan İstanbul’a gelecekti.
Yıldırım, öncelikle Bizans’ın nefes borusu olan Karadeniz’le bağlantıyı sağlayan boğazı kesmek için Boğaziçi’nde müstahkem mevki olan Anadolu Hisarı’nı inşa ettirdi ve İstanbul’un muhasarasını şiddetlendirdi (1397). Artık sonun başlangıcına geldiğini düşünen İmparator Manuel, İstanbul’da ayrı bir Türk mahallesi kurulması, bir camii inşa edilmesi ve bir kadı bulundurulması hususundaki eski şartları yerine getireceğini bildirdi. Ancak bu durumda tahtında biraz daha kalma şansına sahip olabilirdi. Gerçekten bu anlaşmadan sonra Beyazıt, Göynük ve Taraklı Yenicesi’nden bir kısım Türkmen ahaliyi İstanbul’a getirip Sirkeci bölgesine yerleştirdi. İbadetlerini gerçekleştirebilmeleri için bir camii inşa ettirdi. Ayrıca Türklerin davalarına bakma maksadıyla bir kadı atadı. Surların içine yerleştirilen bu Türkmen aileleri, kendilerinden yarım asır sonra şehri fethedecek olanların da ilk habercisi oldular.
3 yorum yazılmıştır
Yazan:hizmetnimettir | Tarih: 2007-01-10 19:53:46Konu: s.a
sayın abim, bence sitenin ismini vermen gereksiz.. tanıtımına vesile oluyorsun.. Herkes kendi üzerine düşeni yapacaktır nihayetinde.. Nefis ve Şeytan bile Rabbimin verdiği görevi kusursuz, noksansız yerine getirirken.. Biz hangi noktadayız.. Tüm arkadaşları düşünmeye davet ediyorum..
Bağlantı » »
Yazan:fuadyusufoglu | Tarih: 2007-01-10 09:52:00Konu: Selam
Sevgili yeğenim...BURAYA UĞRAMAMAMIN NEDENİ BİR BAŞKA ...Bir hayvan de deyemiyeceğim hayvan dan da daha aşağı bir yaratığın sitesini vereceğim...Bu bedbaht ve kafir insan dinimize dil uzatıyor... biz başka yerlerde adres arıyoruz... hata kurban bayramınden evvel ben bir yazı yazmıştım..23.12.2006 tarıhlı sorunlarınız ve çözümleri diye yazımda dolayısıyle bir vcd nın dinlemesini tembih etmiştim... işte o vcd nın önemi yavaş yavaş ortaya çıkıyor.. Prtostolarla bir yere varılmaz belkı dikkat çekilir...ama ya sonrası... işte sonrasını anlamalk için dinimize tam manasıyla sarılıp ve islamı yaşamamız lazım ki bu gibi kafirler de el ayaklarını çekip kendilerine çeki düzen versinler... işte bu site nın ismini Affeyleallahım adlı bir kardeşimin sitesinde rastladım... evet o bedbaht ve kafirin sitenin ismi www.islamiyetgercekleri.org ne yazık ki belkı bu kafir ülkemizde yaşıyor ve nufusunda da islam yazıyor.... heyhat... ki ne heyhat...
Sevgiyle kalın...
Bağlantı » »
Yazan:benyako | Tarih: 2007-01-10 01:26:12Konu: S.A
Sevgili abicim bir uğrayıp duanı alayım dedim, dua dua dua ... Allah için unutmayın bizleri.
Bağlantı » »

