BAŞKASINA NİÇİN GİDİLMEZ
11.12.2006 · Kategori: sihsanerol
Seyhülislam Molla Fenari Emir Sultan ‘dan icazet,diploma aldiktan sonra,ulu camide vaz verirdi.Birgün yine vaz vermek için yine kürsüye çikmisti.Emir sultan hazretleri bir talebesini bir seyler almak için çarsiya göndermisti.Bu talebe,seyhülislamin vaz verecegini duyunca,kendi kendine ‘’Gidip vaz dinleyeyim.Seyhülislamin hayir duasini alayim’’ diye
Düsünerek ulucamiye gitti.O anda camide zelzele olmaya basladi.Cemaatin bir kismi disariya kaçti.Fakat disarida zelzele olmadigi görüldü.Bu durumdan haberi olan seyhülislam,mürakebeye daldi.Sonra cemaate dönüp ‘’Içinizde Emir sultanin himmeti ile emrolunan kim ise,çabuk camiden disari çiksin.yoksa bizi helak ettirecek.’’dedi.Talebe hemen disari çikti.Caminin sallanmasi durdu.Bu talebe isini görüp dergaha gitti.Emir sultanin huzuruna girdi.Talebe selam verdi.Emir sultan basini kaldirip sadece talebeye bakti.Talebe hocasinin heybetinden düsüp bayildi.Ayilinca Emir sultan ona’’ Ey oglum! Dünyevi ve uhrevi ihtiyaçlariniz karsilanmadimiki baskalarindan yardimbeklersiniz.Bir kimse hocasindan çesit çesit nimetlere kavusurken,gidip baskasindan yardim istemesi,ona sual sormasi,ilim ögrenmesi,hem ayip,hem gevsekliktir.’’ Buyurdu.
O SAHIBINE TESLIM OLDU
Sultan ikinci Murat Hanin otuz bin akçe degerinde bir ati vardi.At yanina kimseyi yaklastirmiyordu.Birgün Sultan Murad,Emir sultani ziyaret için gittiginde;’’Biz sizin için bir at almistik.Siz nasil isterseniz öyle yapalim.Ati getirecek birisini verinde ati size gönderelim.’’ Dedi.Bu arada Emir sultanin yaninda bulunan talebelerinden Haci baba denilen bir zat vardi.Sultanin sözü üzerine ‘’Ah! Hocam bu hizmeti bize versede,ati alip gelsem,atin timar ve bakim islerini yapsam’’ diye kalbinden geçirdi.Emir sultan hazretleri ona dönerek ‘’ey haci babam! Gidin o ata ‘’senin simdiki sahibin,Allah-ü tealanin emrine itaat edip,kötü huylardan vazgeçermisin? Deyin.Bakalim ne isaret eder?’’ dedi.O da hemen atin yanina gidip,hocasi emir sultanin dediklerini söyleyince at üç defa basini öne egip kaldirdi.O hemen hocasinin yanina gidip durumu arz etti.Bunun üzerine Emir sultan ‘’ Haci baba o kötü huylarini terk etti.Siz ondan kaçmayin,onu timar edin ‘’ dedi.Bunun üzerine Haci baba hiç korkmadan ati alip eve getirdi.Emir sultan hazretleri o ata binip ,Cuma günleri camiye giderdi.Haci babada hergün o ata binerek Pazar islerini görürdü.O ati bir kenara baglar,çarsiya giderdi.At yanina yaklasmak isteyen bazi kimselere saldirir,onlari öldürmek isterdi.Onlar o attan canlarini zor kurtarirlardi.Daha sonra bu saldirdigi kimselerin bid’at,kötü itikad sahibleri oldugu anlasildi.Atin yanindan Ehli sünnet itikadinda olan biri geçse,ona basini egip,sakin sakin dururdu.Bu hali o kadar meshur olmustu ki,çarsi halki o ati görünce,bid’at sahiplerine yanina yaklasmamalari için tenbihte bulunurlardi.
ESARETTEN KURTULUS
Talebelerinden Yahya isimli bir zat düsman ile yapilan savaslardan birine katilmak istedi.Bunun için hocasi Emir sultan’dan izin aldi.Emir sultan;’’Bu gittigin gazadan baska gazaya gitmeyesin’’ diye tenbihte bulundu ve onun için hayir dua etti.Düsmana karsi yapilan savasa katildi.Düsman yenildi ve çok miktarda ganimet elde edildi.Aradan zaman geçti.Arkadaslari o talebeye ‘’ Bir gazaya daha gidelim,sen hayirli bir kisisin,aramizda bulun dediler.Onlara;’’Hocam ikinci defa savasa katilmama izin vermedi’’ demesine ragmen,arkadaslari israr etti.Onlarin israrina dayanamayarak yola çikti.Yolda kalabalik bir düsman topluluguyla karsilasinca savasa basladilar.Bu savasta kimisi sehit oldu kimisi esir düstü.O talebede esirler arasinda isi.Onlari bir kaleye götürüp zindana attilar.Yahya efendi hocasini vesile ederek Allah-ü Teala’ya yalvariyordu.Bir gün kale kapicisinin bir yakini onu yanina getirtti.Yanindaki adamlari çikardi.Basbasa kaldilar.Ondan hocasi Emir sultan’i sordu.Kendisinin iman ettigini söyledi.Sonra ona,’’Bundan sonra sana düsma elbisesi versinler,çekinmeden giy.ben de onlara ‘’ Bu esir bizim dinimize girdi,buna zahmet vermeyin diyeyim.Sen,hiç olmazsa tenha yerlerde Allah-ü teala’ya ibadetle mesgul olursun.’’ Dedi.O da onun dediklerini kabul etti.Tenha yerlerde Allah-ü Tealaya yalvarip,hocasini düsünüyordu.Bir gün oturdugu yerde kulagina çesitli gürültüler geldi.Bir alay askerinin yaklastigini sandi.Kalbindende ‘’insallah kurtulus zamani gelmistir diye geçiriyordu.O sirada kendisini bir elin tuttugunu gördü.Fakat elin kime aid oldugunu tahmin edememisti.Birden kendisini Bursada buldu.Düsman diyarinda iken günlerden Cuma idi.Bursadaki Müslümanlarin Cuma namazi için camiye gittiklerini gördü.Bulundugu yer,hocasinin dergahina yakin bir yer idi.Karsi tarafta birkaç kisi ;’’bu filan degimlidir? ‘’ diye söylesiyorlardi.Onu ismiyle hatirladilar,fakat üzrindeki düsman kiyafeti onlari sasirtmisti.Gidip durumu Emir sultan ‘a anlattiklarinda ‘’o bizim dostlarimizdan olup yedi yildir düsman elinde esir idi.Kurtulmasi için Allah-ü Teala’ya yalvariyordu.Elimizi uzatip Allah_ü Teala’nin yardimi ile kurtardik.Gidip onu yanima getirin.’’ Onlar Yahya efendiyi Emir Sultan’in huzuruna götürdüler.Emir sultan hazretlerinin esigine yüz sürdü ve tesekkür etti.Ondan sonra uzun yillar hocasinin hizmetinde bulundu.
BIZE PILAV GÖNDER
Tüccardan akkaszade Abdurrahman efendi anlatir;Bir zaman ticaret için bir miktar pirinç satin alip Bursa’da Yeni handaki bir anbara koydum.Bir müddet sonra gidip kontrol ettim.Fakat ne göreyim pirincin tamami böceklenmis.Pirinci bu halde görür görmez çok üzüldüm.Handan üzgün bir halde çikarken Eskici Mehmed dedeyi kapi önünde oturur gördüm.Eskici Mehmed dede bana yönelerek ‘’Emir molla bizden tarafa bak.Bize pilav gönder.’’dedi.Ben ona ‘’Çuval gönder ne kadar pirinç istersen göndereyim.’’ Dedim.Biraz sonra gönderdigi çuvali alip pirinci koymak üzere anbara girdigimde gördümki pirinçte böcekten eser kalmamisti.Bu hali görünce içim açildi.Gam ve üzüntüm gitti.Çuvali doldurup eskici Mehmet Dedeye gönderdim.Bu halin eskici Mehmet dede’nin kerameti olduguna sahit oldum.’’
