DÜNYA SEVGİSİ VE AHİRET


11.10.2006 · Kategori: wyarbay

 
 

Mehmet ILDIRAR

 
Hamd ve senalar olsun ki, Allahu Tealâ dostlarına ve mümin kullarına dünyanın kusurlarını ve afetlerini bildirmiş, dünyanın cazibesinden kurtulmanın ahiret için basamak olduğunu, dünyanın bizzat gaye edinilemeyeceğini göstermiştir.
 
Dünya, asıl gayenin yolunda bir vasıtadır, binektir. Kim Allah için dünyayı bir vasıta olarak kullanırsa ilâhi rızaya ulaşır. Kim de dünyanın cazibesine aldanır, onun nimetlerini gaye edinirse, dünya o kimseyi kendine köle yapar, zillete düşürür, hüs­rana uğratır.
 
Dünyalık ile böbürlenen her insanın sonu hüsran olmuştur. Çünkü sevdiği her şey dünya ile beraber zeval bulur.
Yaratılışı ilâhi muhabbet ile yoğrulan insan, sevgili olanı unutup dünyaya müptela olunca, dünyadaki sevdiklerinin kendisinden ayrılmasıyla her seferinde elem ve hüsrana düşer. Halbuki insan kalbi dünya için değil, Allah için yaratılmıştır.
 
Dünyanın aldatıcı hayatı, Allah’a, Allah dostlarına ve kendisine inanıp kanan insanlara düşmandır. Allah’a düşmanlığı, O’na giden yolları kapat­ması iledir. Cazibesiyle Allah’ın kullarına azamet-i ilâhiyeyi unutturur, insanları kandırıp kulluktan uzaklaştırır. Dünyanın fani, ahiretin baki olduğunu bilen Allah dostları ise, onun cazibesine kanmamakla Allah’a yakınlık kazanırlar.
 
Dünyaya kanmamak, Allah katında dünyanın hük­münün ne olduğunun bilinmesine bağlıdır. Allah Tealâ “Onlar ahirete karşılık dünya hayatını satın almışlardır. Bu alışverişlerinden dolayı kendilerinden azap kaldırılıp hafifletilmez ve onlara yardım da edilmez.” (Bakara, 86) buyurarak, ahiret hayatını unutup dünyaya kanmanın elim bir sonuca yol açacağını bildirmiştir.
 
Şu dünyanın yaratılış hikmetini, ilm-i ilâhiyedeki hali ile insan nazarındaki durumunu çok iyi bilmek lazım gelir. Türlü zillet ve üzüntüye düşen insanlar, “Ah bu dünya beni kandırdı, bütün emellerimi söndürdü!” gibi sözlerle karşılığını bulamadıkları arzuları için dünyaya kızarlar; bir yandan da yine ondan talep etmeye devam ederek hüsrana uğrarlar. Halbuki Allah dostları dün­yaya hiç rağbet etmeyip, ancak gerektiğinde kendisinden istifade ederek, onu ahiret sermayesi yaparlar.
 
Rasul-i Ekrem s.a.v. Efendimiz, pek çok hadis-i şerifinde dünyayı zemmetmiş, onunla meşguliyetimizin Allah’ı unutmamıza sebep olmaması lazım geldiğini duyurmuş, dünyaya meyledip Allah’ı unutanın ahirette zelil ve perişan olacağını beyan buyurmuşlardır.
 
Rasulullah s.a.v. Efendimiz, ölmüş bir koyunun yanından geçer­ken sahabilere:
 
- “Gördüğünüz şu koyun ölüsünün, sahibi nezdindeki kıymeti nedir?” diye sordu. Cevap verdiler:
 
- “Hiçbir kıymeti olmadığı için buraya atılmıştır.”
Bu cevap üzerine Efendimiz şöyle buyurdu.
 
- “Varlığım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, dünyanın Allah katındaki kıymeti, ölü bir koyunun sahibi yanındaki kıymetinden daha çok değildir. Eğer dünyanın Allah katında sivrisinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfirlere bir yudum su bile içirmezdi.”
 
Dünya inkârcının cenneti, müminin cehennemidir.” hükmünce, dünya inkârcıya göre bütün lezzetlerin kaynağıdır. Ahirette çok şiddetli azap göreceğinden, dünya onlar için cennettir. Mümin için ise dünyadaki bütün nimetler ahiret nimetleri yanında pek kıymetsiz olduğundan, dünya cehennem mesabesindedir.
 
Nasıl ki zindana kimse itibar etmezse, müminin dünyaya itibarı da o kadar olmalıdır. Rasulullah s.a.v.:
 
 “Dünyada Allah için olanlar müstesna her şey mel’undur.” ve
 
Dünyayı seven ahiretine zarar verir. Ahireti seven dünyaya zarar verir. Kâmil o kimsedir ki, ikisini birden hoşnut etmeye çalışmaz.” buyurmuşlardır.
::::
“Siz baki olanı fani üzerine, ahireti dünya üzerine tercih ediniz.” emri gereğince mümin için öncelik ahirettir. Bu yolda başarı elde eden mümine, dünya da, dünya ehli de hiçbir zarar veremez.
 

 
Topkapı Sarayı'nda bulunan ve yüzyıllarca padişah ikamet yeri olarak kullanılan Hırka-ı Saadet Dairesi ve bu dairede muhafaza edilen Mukaddes Emanetler sizlerle buluştu.
Dünya üzerinde ilk kez, Hırka-i Saadet Dairesi'ndeki tüm Mukaddes Emanetlerin (605) sizler için tek tek resimleri çekildi ve haklarındaki en güncel bilgiler ile sizler için hazırlandı.
Hz. İbrahim'in tasından, Hz. Yusuf'un sarığına, Hz. Musa'nın asasından, Hz. Davut'un kılıcı'na kadar nice Peygamberlerin emanetleri, nal'ı saadetden, sancağı şerife, sakalı şeriflerden, gasil suyuna kadar Hz. Muhammed'in (SAV) emanetleri, Hz. Fatıma'nın duvağından, Hz. Ebubekir'in sakalına, Hz. Ali'nin kılıcından, Hz. Osman'ın el yazılı metinlerine kadar nice sahabenin emanetleri, İmam Azam'ın gömleğinden, Abdülkadir Geylani Hz.'nin tacına, Mevlana'nın su tasından, Aziz Mahmud Hüdai'nin çarığına kadar nice din büyüğünün emanetleri ile daha gözlerin görmediği nice mukaddes emanet bu eser ile sizleri bekliyor.

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::